Mihriban Türküsünün Hikayesi
Şair Abdurrahim Karakoç'un gençlik yıllarında yaşadığı, adını gizli tuttuğu sevdiğine yazdığı ve Musa Eroğlu'nun bestesiyle ölümsüzleşen efsanevi aşk türküsü.
Mihriban türküsü, Türk halk edebiyatının ve müziğinin en güçlü aşk hikayelerinden birine dayanır. Şiirin yazarı Abdurrahim Karakoç, 1960 yılında henüz genç bir delikanlıyken Maraş'ta bir kıza sevdalanır. Ancak kavuşmaları mümkün olmaz.
Gerçek Adı Saklı Bir Sevda
Karakoç, sevdiğinin gerçek adını kimseye söylemez ve şiirinde ona Farsça 'şefkatli, merhametli, güler yüzlü' anlamına gelen Mihriban takma adını verir. Aradan yıllar geçtikten sonra dahi sorulan sorulara "O kızın adını mezara kadar götüreceğim, kimse bilmeyecek" yanıtını vermiştir.
"Sarı saçlarına deli gönlümü / Bağlamışlar çözülmüyor Mihriban"
Yıllar sonra büyük usta Musa Eroğlu bu ölümsüz şiiri bestelemiş ve Anadolu'nun her köşesinde yankılanan bir başyapıt haline getirmiştir. Karakoç, mektuplar üzerinden süren bu imkansız aşkın ardından lambada titreyen alevin üşüdüğü o tarifsiz hüznü mısralara dökmüştür.